Vejetaryen Türleri
 

1.    Veganlar

En katı vejetaryen sınıfıdır. Veganlar, her türlü et ve et ürününün yanı sıra süt, peynir, bal gibi hayvansal gıdaları da tüketmeyi redderler. Tüm bunların yanı sıra veganlar, hayvanlardan elde edilen her türlü giyim eşyasını da kullanmayı redderler. Örneğin ipek, yün ve deri giymezler. Doğru ve bilinçli bir beslenme dengesi kurulmadığı takdirde genellikle demir ve B12 vitamini eksikliği veganlarda sıkça görülür.

 

2.    Lacto Vejetaryenler

Lactolar, her türlü et ve et ürünüyle birlikte yumurta tüketmeyi de redderler. Çünkü yumurta yeni bir oluşumunun başlangıcıdır. Lacto vejetaryenler, Veganlara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek süt ve süt ürünlerini ise tüketirler. Zaten adındaki Lacto da buradan gelmektedir; Lacto, süt demektir.

 

3.    Ovo Vejetaryenler

Ovolar, her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler. Ancak Ovo vejetaryenler de, Veganlara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek yumurta tüketirler. Zaten adındaki Ovo da buradan gelmektedir; Ovo, yumurta demektir.

 

4.    Lacto-Ovo Vejetaryenler

Lacto-Ovolar, her türlü et ve et ürününü tüketmeyi redderler. Ancak hem vegan, hem lacto, hem de ovolara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek, süt ve süt ürünleriyle birlikte yumurtayı da tüketirler. Adındaki Ovo-Lacto ibaresi de buradan gelmektedir, Lacto, süt, Ovo yumurta demektir.

 

 
Dünyayı Kurtarın...
 

Vejetaryenlik ve Ekoloji

Vejetaryenlikle, ekoloji arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.

Dünya yüzölçümünün üçte biri et üretimi nedeniyle çölleşirken, dünya okyanuslarının yarısından fazlası aşırı avlanma nedeniyle ekolojik çöküş noktasına yaklaşıyor.

Et tüketimi, küresel ısınma, çölleşme, yağmur ormanlarının kaybı ve asit yağmurları gibi dünyanın şu an karşı karşıya olduğu büyük çevresel felaketlerin hepsiyle yakından ilgilidir.

İngilitere’deki göller, göletler ve bataklıkların % 90’dan büyük bölümü, sadece tarım arazilerinin hayvan beslenmesine dönüştürülmesi nedeniyle kurumuştur. Hikaye, az ya da çok dünyanın diğer kısımlarında da benzerdir.

ABD tek başına, son 200 yıl içinde arazilerinin üçte birini hayvan yetiştirme için harap etmiştir. Bu açığı kapatmak için yapılan girişimle, 100 milyon hektardan fazla orman arazisi tarım arazisine dönüştürülmüştür. Ormansızlaştırma hala saniyede 0,4 hektarlık bir hızla devam etmektedir.

Sığır çiftliklerinin atmosfer içinde amonyak şeklinde toplam buharlaşan azotun %85’ini oluşturması sebebiyle ormansızlaşmanın ana nedeni olduğu düşünülmektedir.

Yağmur ormanları büyükbaş hayvanların otlatmasına ayrılmak üzere hızla yok edilmektedir. Orta ve Güney Amerika’da her yıl ortalama Belçika büyüklüğünde bir ormanlık alan yok edilmektedir. 1950 yılından bu yana dünyadaki toplam yağmur ormanlarının yarısı yok edilmiştir

Sahra çölü bir zamanlar Romalılar’ın tahıl yetiştirdikleri yeşil ve bereketli bir topraktı. Şimdi, hepsi kayboldu. Bu büyük çölün önümüzdeki 20 yıl içinde 320 kilometreden fazla büyüyeceği tahmin ediliyor.  Ana neden, koyun, keçi, deve ve inekler için ayrılan meraların aşırı derecede büyütülmesi. Böylece çölleşme büyüyor, sürüler göç yollarını değiştiriyor.

Sadece 25 yıl içinde, gezegenimizin akciğerleri tabir edilen Amazon yağmur ormanları, yaklaşık% 40 oranında yok edildi. Böyle acımasız davranışların etkisi, birçok hayvan türlerinin göç etmesine, soyunun tükenmesine ve daha henüz keşfedemediğimiz canlı türlerinin yokolmasına neden olmaktadır.

Her bir büyükbaş hayvan günde en az 60 litre metan gazı üretir. Çünkü Azot, Karbondioksitten 270 kat daha fazla küresel ısınmaya neden olan etkili bir gazdır ve büyükbaş hayvan gübresiyle tüm alana yayılmaktadır. Dünya sıcaklıkları böylece yavaş yavaş daha da yükseliyor ve buzullar eriyor. Antarktika’da, son 50 yılda sıcaklık 2.5 derece arttı ve buzulların 8.000 kilometrekarelik bölümü ısınan sıcaklıkla birlikte yok oldu.

Birçok ülkede artık su sıkıntısı çekiliyor. 1 kilogram tahıl üretmek için 200 litre su gerekliyken, 1 kilogram et üretmek için ise, 20.000 litre suya ihtiyaç vardır.

Amerika’da, tüm su kaynağının yarısından fazlası et sektöründe kullanılmaktadır. Hayvan dışkılarından kaynaklanan azot, bazı içilebilir yeraltı suyu kaynaklarını kirleterek içilemez hale getirmektedir. Ete olan talep arttıkça, yeraltı suları büyük ölçüde daha da fazla hayvansal ürüne katkıda bulunmak amacıyla pompalanmaktadır.

Her sekiz saniyede 1 dönümlük arazi, yenmek üzere beslenen hayvanlar için tahrip olmaktadır. Her bir vegan ise her yıl bir dönüm araziyi tahrip olmaktan kurtarmaktadır.

1 kilogram etle, 200 kilogram patates aynı süre içinde imal edilebilmekte ve 160 kilogram domates üretmek için de aynı yüzölçümüne ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca 50 kilogram sığır eti yerine, 1.000 kilogram kiraz, 6.000 kilogram havuç ve 4.000 kilogram elma üretilebilmektedir.

20 vejetaryene karşın "bir" etobur, beslenmek için aynı yüzölçümünden besin gereksinimini karşılar.

 

Kaynak: prijatelji-zivotinja.hr

ceviri: Ebru ARIMAN

 
Vejetaryenlik Nedir
 

 

Vejetaryen kelimesinin kökeni latince “vegetus”tan gelir. Zannedildiği gibi “vegetable”: sebze kelimesinden türememiştir. Vegetus; canlı, sağlıklı, hayat dolu anlamındadır. 1842’de oluşturulan tanımda; et, balık ve kümes hayvanlarının tüketilmediği, süt ürünleri ve yumurtanın ise tercihe bağlı olarak tüketildiği beslenme tarzına vejetaryen beslenme denilmiştir.

(Encyclopedia Brittannica)

 

 
Vejetaryenliğin Tarihçesi
 

 

Bir çoğumuza sürpriz gibi gelebilir ama, atalarımız milyonlarca yıl boyunca yarı-vejetaryen bir diyetle beslenmişlerdir. Bazı antropologlar atalarımızın yaman birer avcı olduğunu düşünseler de; son yapılan çalışmalarda bu görüş değişmiş, avcı-toplayıcı oldukları görüşü ağırlık kazanmıştır. Nitekim günümüzde hala benzer ilkel şartlarda yaşayan Avustralya aborijinleri veya Afrika`daki Kung toplulukları, yemiş, tohum, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmekte, diyetlerinin sadece dörtte birlik kısımları hayvani gıdalardan oluşmaktadır.

Vejetaryenlik, Batıdaki pek çok güzel fikrin esin kaynağı olan eski Yunan`dan gelişmiştir. Pisagor tanınan en meşhur vejetaryen idi. Onun dışında Diyojen, Plato ve Epikür gibi filozoflar da vejetaryen beslenme tarzını benimsemişlerdi. Daha sonra Romalılar, her ne kadar düşmanlarını aslanlara yem yapmakla ünlüyseler de, Yunanlardan aldıkları "vejetaryen beslenme" tarzını benimsediler. O devirlerde ağırlıklı olarak etle beslenen Germen ırkı, Yunan ve Roma kültürlerince "barbar" olarak değerlendirilirdi.

Roma`nın düşüşü ve Hıristiyanlığın yayılışı, vejetaryenlik açısından karanlık bir dönemin başlangıcıydı. Hıristiyanların büyük bir kesimi için, hayvanların kullanılması, öldürülüp yenmesi tamamen mubah sayıldı çünkü onların inancına göre Tanrı hayvanları, sırf insana hizmet etsinler diye yaratmıştı. Sadece bazı keşişler, insandaki hayvani tutkuları bastırmak amacıyla et yemekten kaçınılması gerektiğini düşünüyorlardı onlar et yememekle manevi açıdan gelişeceklerine inanıyorlardı. (Et yemenin saldırganlığı artırdığı konusunda, günümüzde bazı bilimsel tezler mevcuttur.)

15. yüzyılda klasik felsefe,sanat ve bilimdeki gelişmelerden sonra Avrupa, vejetaryenliği yeniden keşfetti. Leonardo Da Vinci dönemin en ileri gelen vejetaryenlerindendi.

18. ve 19. yüzyıllar vejetaryen Rönesansı kabul edilebilir. Zira Darwin`in buluşları, hayvanların insanlardan temelde tamamen farklı yaratıklar olmadıklarını, sadece daha az gelişmiş olduklarını ortaya koydu. Hayvanların uzak akrabamız oldukları fikri, o dönemin diğer insani reform hareketlerinin içinde yerini aldı: Artık vejetaryenler ve hayvan hakları savunucuları, aynı anda kölelik aleyhtarlığı ve çocuk hakları konularında da birlikte mücadele etmeye başladılar. Avrupa`da vejetaryenlik üzerine ilk kitapların ortaya çıkması da bu döneme rastlar. Leo Tolstoy ve Percy Bysshe Shelley gibi yazarlar etsiz beslenme tarzının avukatlığına soyundular.

1800 yıllarının başında bazı Hıristiyan toplulukları da vejetaryen beslenmeyi benimseyerek, ona bazı dini anlamlar yüklemeye başladılar. Örneğin İsa`nın merhamet öğretilerinin hayvanlara karşı da uygulanması gerektiğini, Tanrıya olan görevleri yerine getirebilmek için sağlıklı olunması gerektiğini ve bu şekilde daha sağlıklı yaşayacaklarını ileri sürdüler. Böylece, dindar kişilerden oluşan bir grup, 1847`de ilk Vejetaryen Derneğini kurarak; dünya kardeşliğini sağlamak; mutlu, barışçıl ve uygar yaşamak için vejetaryen beslenmenin yaygınlaşması gerektiğini öne sürdüler. (Bu dernek "Vegetarian Society of the United Kingdom" adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.)

20.yüzyıla gelindiğinde vejetaryen dernek sayısı arttı. George Bernard Shaw ve Mahatma Gandi gibi kişiler öncülüğünde bu beslenme tarzı yayılmaya devam etti. 1908`de kurulan ve halen faaliyette olan "Uluslararası Vejetaryen Birliği" konferanslar tertipleyerek dünyanın tüm vejetaryenlerini bir araya getirmekte ve bilgi alışverişini sağlamaktadır.

1960-70`li yıllarda, sosyal hareket ve evrensel bilinçlenmenin artmasıyla (diyetin sağlık üzerindeki etkisinin anlaşılması, Doğu felsefelerine karşı uyanan ilgi, insanın çevreye yaptığı zararların yarattığı endişe, barış hareketleri, baskı görenlere destek hareketleri ve mükemmel topluma kavuşma arzusu ...gibi), vejetaryenlik daha da önem kazanmaya başladı.

 

 

 

References:The Origins of Modern Vegetarianism" Amato & Partridge & eatveg.com

 

 

 
Karşılaştırmalı Anatomi Tablosu
 

 İnsanların anatomik yapısı aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere otçul beslenen canlıların anatomik özelliklerine daha yakındır.  Buradan insan bedeninin bitkisel beslenmeye daha uygun olduğu sonucu rahatça çıkarılabilmektedir.

ÇENE KASLARI

 

 

Etçil Hayvan

 

Temporalis

 

 

Otçul Hayvan

Masseter ve Pterygoids

 

 

Hem Et Hem Ot   

Temporalis

 

 

İnsan

Masseter ve Pterygoids

 

 

 

AĞIZ  AÇILIŞI

 

 

Etçil Hayvan

 

Büyük

 

 

Otçul Hayvan

Küçük

 

 

Hem Et Hem Ot   

Büyük

 

 

İnsan

Küçük

 

 

 

DİŞLER (ÖN / KESİCİ)

 

 

Etçil Hayvan

 

Kısa ve Sivri

 

 

Otçul Hayvan

Geniş ve Basık (kürek şekli)

 

 

Hem Et Hem Ot   

Kısa ve Sivri

 

 

İnsan

Geniş ve Basık (kürek şekli)

 

 

 

DİŞLER  (KANİN)

 

 

Etçil Hayvan

 

Uzun, Keskin ve Eğri

 

 

Otçul Hayvan

Kısa, Küt veya Uzun (savunma için)

 

 

Hem Et Hem Ot   

Uzun, Keskin ve Eğri

 

 

İnsan

Kısa ve Küt 

 

 

 

DİŞLER (AZI DİŞLERİ)

 

 

Etçil Hayvan

 

Keskin, Sivri, Bıçak Şeklinde

 

 

Otçul Hayvan

Uçları Tırtıklı, Yassı Yüzeyli

 

 

Hem Et Hem Ot   

Keskin ve /veya Yassı

 

 

İnsan

Yumru Şeklinde Yüzey  ve Yassı

 

 

 

ÇİĞNEME

 

 

Etçil Hayvan

 

Çiğneme yok; gıda bütün yutuluyor

 

 

Otçul Hayvan

Uzun çiğneme yapılıyor

 

 

Hem Et Hem Ot   

Gıda bütün yutuluyor ve/veya Basit Çiğneme

 

 

İnsan

Uzun çiğneme yapılıyor

 

 

 

TÜKÜRÜK

 

 

Etçil Hayvan

 

Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok

 

 

Otçul Hayvan

Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar)

 

 

Hem Et Hem Ot   

Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok

 

 

İnsan

Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar)

 

 

 

MİDE

 

 

Etçil Hayvan

 

Basit

 

 

Otçul Hayvan

Basit veya birden fazla odalı

 

 

Hem Et Hem Ot   

Basit

 

 

İnsan

Basit

 

 

 

MİDE  pH DERECESİ

 

 

Etçil Hayvan

 

pH 1 veya daha az

 

 

Otçul Hayvan

pH 4 - 5 arası

 

 

Hem Et Hem Ot   

pH 1 veya daha az

 

 

İnsan

pH 4 – 5 arası

 

 

 

MİDE  KAPASİTESİ

 

 

Etçil Hayvan

 

Sindirim sistemi toplam hacminin %60 - %70’i

 

 

Otçul Hayvan

Sindirim sistemi toplam hacminin %30’undan az

 

 

Hem Et Hem Ot   

Sindirim sistemi toplam hacminin %60 - %70’i

 

 

İnsan

Sindirim sistemi toplam hacminin %21 - %27’si

 

 

 

BAĞIRSAK UZUNLUĞU

 

 

Etçil Hayvan

 

Beden uzunluğunun 3 ila 6 katı

 

 

Otçul Hayvan

Beden uzunluğunun 10 ila 12 katı

 

 

Hem Et Hem Ot   

Beden uzunluğunun 4 ila 6 katı

 

 

İnsan

Beden uzunluğunun 10 ila 11 katı

 

 

 

KALIN BAĞIRSAK

 

 

Etçil Hayvan

 

Basit, kısa ve düz

 

 

Otçul Hayvan

Uzun, karmaşık, bölümlü olabilir

 

 

Hem Et Hem Ot   

Basit, kısa ve düz

 

 

İnsan

Uzun, bölümlü

 

 

 

KARACİĞER

 

 

Etçil Hayvan

 

A vitamini detokslanabilir (+)

 

 

Otçul Hayvan

A vitamini detokslanamaz (-)

 

 

Hem Et Hem Ot   

A vitamini detokslanabilir (+)

 

 

İnsan

A vitamini detokslanamaz (-)

 

 

 

BÖBREK

 

 

Etçil Hayvan

 

İdrar çok konsantre

 

 

Otçul Hayvan

İdrar orta konsantre

 

 

Hem Et Hem Ot   

İdrar çok konsantre

 

 

İnsan

İdrar orta konsantre

 

 

 

TIRNAKLAR

 

 

Etçil Hayvan

 

Tırnaklar sivri

 

 

Otçul Hayvan

Tırnaklar yassı veya küt

 

 

Hem Et Hem Ot   

Tırnaklar sivri

 

 

İnsan

Tırnaklar yassı veya küt

 

 

References by Milton R. Mills, M.D.  ceviri: Ebru ARIMAN

 

 

 
Vejetaryenlikle İlgili İstatistiki Veriler Ne Diyor?
 

 "Bulgular vejetaryenler arasinda kalp hastaliklarindan olum riskinin daha dusuk olugu yonundeki aciklamaları dogruluyor."

ML Burr ve PM Sweetnam, 1982 "vejetaryenlik, lifli beslenme ve olum" American Journal of Clinical Nutrition, Vol 36, 873-877, 1982

" Vejetaryenlerin, istemik kalp hastaliklarindan olum riski vejetaryen olmayanlara gore %24 daha dusuktur ancak diger buyuk olum sebeplerine egilen vejetaryen birlikleri yoktur.”

Key, Timothy J, et al., 1999 "Mortality in vegetarians and nonvegetarians: detailed findings from a collaborative analysis of 5 prospective studies" American Journal of Clinical Nutrition, Vol. 70, No. 3, 516S-524S, September 1999.

"Veriler,  kirmizi et tuketiminin kolon kanseri riskini yükselttigine dair hipotezi destekliyor."

Giovannucci, Edward, et al, 1994 “Intake of Fat, Meat, and Fiber in Relation to Risk of Colon Cancer in Men” American Association for Cancer Research, Cancer Research 54, 2390-2397, May 1, 1994

 

 

“20 yıl süren ve 832 orta yaştaki erkek üzerinde yürütülen çalışmada günde 3 porsiyon meyve ve sebze tüketen erkeklerin felç riskinin %22 daha düşük olduğu ortaya çıkarılmıştır.”

“Southampton Üniversitesi tarafından İngiltere’de yürütülen bir araştırmada vejetaryenlerin çoğunluğunun kadın olduğunun fark edildi. Vejetaryenler çoğunlukla daha yüksek mesleki sosyal sınıf ve ek olarak daha iyi akademik veya mesleki nitelikleri olma olasılığı ortaya çıkarıldı.”

“1992 yılında Vejateryan Times tarafından yaptırılan ve Yankelovich Araştırma Şirketi tarafından yürütülen bir çalışmada, kendini vejetaryen olarak tanıtan 12,4 milyon kişinin%68’inin kadın, %32’sinin erkek olduğu belirlendi. Her iki cinsiyet için vejetaryenliğe başlamalarındaki teşvik edici birincil sebep %50’ye yakın bir kısmında sağlık olarak açıklandı.”

“İngiltere Southampton Üniversitesi’nin yürütüğü bir çalışmada vejetaryenlerle ilgili çok ilginç istatistikler ortaya çıktı. Zeki çocukların yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde vejetaryenliği seçtiği fark edildi. Dengeli ve tam olarak vejetaryenliği seçenlerle, vejetaryen olduğunu belirtmiş fakat aslında balık veya tavuk yiyen (sadece beyaz et yiyen) çocukların IQ seviyelerinin birbirlerine yakın olduğu ortaya çıkmıştır.”

 “1998 yılında Nottingham Üniversitesi İngiltere’de yaklaşık 6000 hamile kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, vejetaryen kadınların et yiyen kadınlara oranla daha fazla kız çocuğu dünyaya getirdikleri ortaya çıktı. İngiltere’de dünyaya gelen kız çocuklarının erkek çocuklara oranı ortalama 106’ya 100 idi, ancak bu oran vejetaryen annelerde ortalama 85 erkek çocuğuna karşılık 100 kız çocuğu olarak belirlendi. Araştırmacı Pauline Hudson, sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olduğunu, ancak İngiliz Diyetisyenler Birliği tarafından "istatistik bir şans" olarak değerlendirildiğini belirtti.”

“Böyle bir farkın sebebi çok net değil, ancak bitkide bulunan phytoestrogens adındaki bir bitkisel kimyasalın varlığı, kadın hormonu östrojen gibi aynı yolda hareket ediyor olması sebebiyle bir olasılık olarak değerlendirilebilir.”

“Dünyada üretilen tahılın toplam miktarının % 38’i tavuk, domuz ve sığır gibi hayvanları beslemek amaçlı tüketiliyor. Amerika Birleşik devletleri’nde üretilen tahılların %70’i hayvan beslemek için kullanılıyor.”

(Gussow, 1994) (Gussow, 1994)

“Amerika’da 1 domuzun, 1 kilo eti için 14.000 kalorilik besin üretimine ihtiyaç vardır, tüketeceği enerji için ise ortalama 1000-2000 arasında kaloriye ihtiyaç vardır.”

(Gussow, 1994) (Gussow, 1994)

“1920’den bu yana Latin Amerika`daki tropikal ormanların 20 milyon hektarı sığır meralarına dönüştürülmüştür. Bu şekilde yok olan ormanlar, hayvanlar ve kıtanın bitki çeşitliliği üzerinde olumsuz bir yan etki yaratmıştır.”

(Gussow, 1994) (Gussow, 1994)

“ABD’de yaklaşık 4 milyon hektar tarım arazisinin toprak erozyonu nedeniyle kaybedildiği ve %85’nin doğrudan hayvan yetiştirmeye ayrıldığı tahmin ediliyor.”

(The Vegetarian Times Complete Cookbook, 1995) (The Times Vejateryan komple Cookbook, 1995)

“4000 galondan fazla su ortalama bir günlük et yiyebilmek için hayvan üretimine ayrılan su miktarını ifade ediyor. Ovo-Locto vejetaryenler (süt ve yumurta tüketen) için bu hesap 1200 galon su, veganlar için ise yalnızca 300 galon su tüketimine düşüyor.”

(The Vegetarian Times Complete Cookbook, 1995) (The Times Vejateryan komple Cookbook, 1995)

 

 

"Etteki kolesterol ve doymuş yağ, kalp hastalığı, şişmanlık, şeker hastalığı ve 6 kanser türü için önemli bir risk faktörü. Hayvansal protein, sindirim sistemi ile ilgili hastalıklar, böbrek hastalıkları ve osteoporos (kemik erimesi) için bir risk faktörü.”

Doktor William Harris, MD, Hawaii ve Kaiser Permanente Vejateryan Lifestyle Kliniği Direktörü, Şubat 1998

 

 

References: all4naturalhealth

Çeviri: Ebru ARIMAN

 

“ABD tarım Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Amerikalı bir vejetaryen vücudunun ihtiyacı olan proteinin ortalama %150’si, et yiyenler ise ihtiyacı olanın 2 katı kadar protein tüketiyor.” 

“Bu çalışma önceki 5 araştırmanın sonuçları ile müşterek analiz edildi ve 76.000 kişiden fazla insanı kapsıyor. Bu çalışma Harward Medical School tarafından 50.000 sağlıklı erkek üzerinde profesyonelce yürütülmüştür. Kırmızı eti ana öğün şeklinde haftada en az 5 kez tüketen erkeklerde, ayda 1 kereden az kırmızı et tüketen erkeklere nazaran kolon kanserine yakalanma riskinin %400 daha fazla olduğu, ayrıca %200 daha fazla prostat kanserine yakalanma riski taşıdıkları görülmüştür.”