Makale : GASP!
 

 

GASP !

Vicdanım bana diğer insanların söyleyeceklerinden daha fazla hitap ediyor.

Cicero

..........

Çook uzun süredir düşünüyorum bu fikri…tahmininizden bile daha çok !

Ama ahlaki boyutunu kafamda bir türlü oturtamıyorum. Nasıl bir rezilliğin , ahlaksızlığın ve vicdansızlığın içinde olduğumuzu ancak onların penceresinden bakınca anlayabiliyorum sanki..sonra da o acı dünyayı gördükçe utanıyorum  .

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz biz  ? Mağdur olan dostlarımız  ise kalkıp bunu söyleyemiyorlar. Çünkü duyguları olmasına rağmen dilleri  olmadığından ,  bizlere anlatamıyorlar. Karşımızda dilsizler ordusundan oluşmuş ama duyguları olan hisleri olan milyonlarca hayvancağız var.

Bugüne kadar yaptığımız düpedüz ise GASP !

Başka lamı cimi yok bunun. Hırsızlık değil , dolandırıcılık değil , hakaret falan hiç değil.

Tek kelimeyle gasp !

Biz nasıl oluyor da zavallı bir köpeğin ya da kedinin yavrularını ondan izinsiz alıp bir başkasına sahiplendirmek ya da satmak hakkını kendimizde buluyoruz ? Daha üç aylık bir bebeciği o dev gibi cüsseli vucudunuzla alın bakalım anasının koynundan .

Size ne diyebilir ki ?

Peki insanlar niye dana eti yerler de inek eti yemek istemezler ?

Ya da neden illa kuzu eti olsun diye tuttururlar. ?

Dikkatinizi çekerim kuzu da dana da daha yavrudur. Daha dünyadan haberi yoktur. Ama inek ya da koyun boyutuna geldiklerinde etleri sertleşir ve müşteri (!) tarafından tercih edilmezler. Onun için kasapların vitrinlerinde dana eti , kuzu eti yazar.

Lafın kısası yeni doğmuş bir yavru memeli her zaman , kaşarlanmış , bu dünyada daha fazla zaman geçirmişe tercih edilir. Tıpkı biz insanların genç körpeleri tercih ettiğimiz gibi. Ne kadar ahlaksız , ne kadar aşağılık yerleşmiş bir düzen bu böyle ?

Memeli hayvanlar hele inekler tıpkı insanlar gibi dokuz ay on gün hamilelik dönemi geçirirler. Kolay değildir bir canlıyı bir yıl boyunca karnında taşımak . Sonradan biri çıkar gelir ve o danacığı zorla anasından alır. Gasp eder. O yavru dana esasında daha süt aşamasındayken annesindir. Zavallıcık ses bile çıkaramaz yavrusunun elinden alınmasına.

Direnemez.

Gık bile diyemez.

Ya bir koyunun yanından alın bakalım şöyle laf olsun diye kuzucuğunu…Nasıl meler ? Nasıl içi gider. Bir şey yapamaz. Sadece sesiyle ortalığı birbirine katar. O tenezzül etmediğiniz koyun  büyük sürü içerisinde gelir bulur kendi yavrusunu. Ama biz insanoğlu acımadan alıveririz onu anasının kokusundan , yanından.

Var mı böyle bir vicdansızlık ? Kuzu ya ..kuzu ! daha üç aylık !

Filler sanırım iki yıl hamilelik yaşarlar. Geçen de izledim sirkte istedikleri hareketi yapsın diye anne fili doğurduğu yavrusundan ayırdılar. Sirkte istenilen hareketleri yapmıoyor diye cebirle , şiddetle yola gelmeyen fili , yavrusundan ayırdılar. Zalimliğin , kepazeliğin bu kadarı. Ne için ? iki ayak üzerinde kalksın da çemberden atlasın ve çocuklar el çırpsın diye. Zavallıcığı ayaklarından bağladılar ama bir yandan da daha yeni doğmuş yavrsunu da görebileceği ama ulaşamayacağı yere koydular.

Düpedüz “gasp” bu …bunun lamı cimi yok.

Zaten Türk Ceza Kanunda hırsızlığa verilen ceza gaspa verilen cezadan daha azdır. Çünkü gaspta hırsızlıktan farklı olarak cebir , şiddet vardır. Mağdura elinizdeki güçle boyun eğdirme vardır Ne yazıkki yasalar biz insanlar merkez alarak yapıldığı için , bu yazıda bahsetmiş olduğum düşünce sistemini olsa olsa maalesef  kedi ve köpek severlerden oluşan hayvanseverler değil belki ancak vejetaryanlar ya da gerçek hayvan hakkı savunucuları anlayabilir.

Yolda  giderken birisi gelip nasıl çantanızı sizin isteminiz dışında zorla kolunuzdan çekip aldığında sürüklenip arkasından bağırıyor ve yardım istiyorsanız ..ve acizliğinizden dolayı küfürler savurup o gasp yapan kişinin idamını bile isteyerek  lanetler okuyorsanız burada anlatmaya çalıştığım durum aynıdır....hiç farkı yoktur. Tek fark , farklı bir dünyada dönen olaylara gözlerimizin kapalı olması , gözlerimizi açmak istemeyişimizdir. .

Hırsızlık bile daha namuslu kalır bence bu ahlaksızlığın yanında.

İnsan olarak onlar karşısında dev gibi cüsselerimiz , dev gibi sopalarımız , zincirlerimiz tutsaklık şekillerimiz vardır  onlara karşı kullanabileceğimiz. Onlar bizlerden zaten hep işte bu yüzden korkuyorlar. Sadece bıçak korkusu değil , gerçekten onlara ait bir şeye zorla el koymamızdan

Ve biz bir anda keyfimize keder el koyuyoruz aslında bizim olmayan bir “cana”

Köpek yavruları ürettirip  sonra onları sahiplendirme adı altında satmak nedir ? Ya da sirklerde şaklabanlık yapsın diye anne  ayıyı ininde silahla vurup yavrusunu hile ile alıp talim ve terbiye ettirmek ?  Hangi hakla biz bir yavruyu anasından ayırabiliriz ?

Bir insan ne hissederse , özellikle memeli olanların hepsinin aynısını hissetiğini biliyorum. Tıpkı bir diş acısı , kulak ağrısı , karın ağrısı gibi. Onlarda da annelik duygusu olmadığını kim söyleyebilir. Sadece süt verirken mi annedir onlar sanki ?

Tek farkımız , biliyorsunuz onlar söyleyemezler , dile getiremezler... Anlatamazlar.  Neymiş “kuzu sote” olacakmış illa .

Yunus parende atmalıymış ki , yavrusunu görebilme hakkına sahip olsun diye. Yahu , onun hakkı o. İlla senin mülkiyetinde doğum yaptı diye ondan gelen soya sopa sen faturalı malmış gibi nasıl sahip olursun ? Maymunları , ayıları anavatanlarından ayırıp nasıl hayvanat bahçelerine tıkarsın. Nasıl kıyarsın bu masumiyete ? suçları öteki olarak doğmak mı ?

Yok kardeşim kabul etmiyorum ben bu düzeni !

Dünya düzeni böyle yerleşmiş ama isyan ediyorum ben buna. Belki 500 sene sonra anlaşılır bu dediklerimiz ama gerçek bir vicdansızlık ve ahkaksızlık örneği sergiliyoruz özellikle memeli hayvan dostlarımıza.

Mülkiyet esasından bir türlü onların da haklarının olduğu esasına geçemiyoruz.Sahiplerini korumayı onlara korumaya tercih ediyoruz sanki.

Kullanmış olduğumuz bu cebir ve tehditi onlar bize karşı kullansalar ve biz en sevdiklerimizden ayrılmak zorunda kalsak dünyayı nasıl zindan ederiz di mi onlara ? ama ya biz ? her gün bir yenisini bir yenisini daha yapmıyor muyuz ?

Onların dünyasında düpedüz gasp işlemiyor muyuz ?

Onun olana kendi kuralımıza göre canını hem de nasıl  acıtarak , psikolojik buhran geçirterek ,  onları ağlatarak , belki de yavrusunu gözü önünde keserek , o zavallılara el koymuyor muyuz ?

Gasp etmiyor muyuz onların o bilinmeyen dünyasında yaşanan merhameti ?

 

Av. Ahmet Kemal ŞENPOLAT

HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı

03.11.2009 – www.haytap.org